Perşembe, Ekim 07, 2010
Son
Bazen gözlerimi kapattığımda orada buluyorum kendimi. Burnumda aynı toprak kokusu, içime işlemiş aynı soğuk. Her seferinde ağzımdan çıkan her kelime daha da beter ediyor seni. Ezilmiş, mahvolmuş, canı yanmış. Her seferinde büyük bir yarayla arkana bakmadan uzaklaşıyorsun oradan. Seni incitiyorum, incitebiliyorum. Beynimde dönen bu küçük oyunda ağlayan her zaman sen oluyorsun, ben değil. Arkamda bırakmak konusunda hiçbir zaman iyi olmadığımı ikimiz de biliyoruz ve artık ikimiz de aynı insanlar değiliz. Ne sen beni tanıyorsun artık ne de ben seni. İşin aslı ikimizde o toprak kokusuna da içimize işleyen soğuğa da aşina değiliz artık. Bu yüzden seni affetmek dünyadaki en kolay şey olabilirdi; kızacak birine ihtiyacım olmasaydı eğer. İçimde bu kadar öfke olmasaydı yönlendirecek birini bulmam da gerekmezdi ve sen de günah keçisi olmazdın. Maalesef hal böyle değil. İçimdeki öfke orada ve azalmıyor. Madem öyle bir anlaşma yapalım. Ne sen gözlerimi kapadığımda ve her şeyi yeniden canlandırdığımda istediğimi aldığım o sahneyi mahvet ne de ben senden nefret edeyim bundan sonra. Bu da sana yazdığım son şey olsun böylece.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder