Salı, Ağustos 31, 2010
Seviyor
"Hadi görüşürüz. Seviyorum seni." derdi kız arkadaşlarıyla vedalaşırken; ama oğlana diyemiyordu işte. Söylerse oğlan anlar diye korkuyordu.
Pazar, Ağustos 29, 2010
Kağıttan
"Kağıttan ev yapmak gibiydi, her yeni kartı eklediğimde bütün yapı yıkılacak diye korkudan titriyordum."
Cuma, Ağustos 27, 2010
Sözsüz
"Bunu neden yapıyorsun?" dedi oğlan. "Çünkü arkadaşımsın" dedi kız. "Ve sana aşığım." diye ekledi içinden. Oğlan kızın gözlerinin içine baktı ve gülümsedi. Her şeyden bihaberdi.
Çarşamba, Ağustos 25, 2010
Felç
Kolay kolay vazgeçen biri değilim. Hatta inatçı ve takıntılıyım. Gözüme kestirdiğime ulaşmadan çekip gitmem. Yarıda bıraktığım iş sayısı yok denecek kadar azdır. Sonuçtan emin olduğum sürece... Tereddüt ediyorsam, deşersem ne çıkacağını bilmiyorsam işte o ölümdür benim için. Kararlılık, inatçılık, dişlilik... Hiçbiri kalmaz. Sadece ne yapacağını şaşırmış aptal bir ben kalır geriye. Boş bakışlar, saçmalamalar... Ne geri gidebilirim, ne ileri ve hareket edememek hayatta en nefret ettiğim şeydir. Bu benzetme üzerinden gidersek eğer şudur hali hazırda durumum: Felç oldum!
Salı, Ağustos 24, 2010
Kaygı
"Eee defol git artık!" dedi oğlan. "Emin ol gidebilsem giderdim." dedi kız. Acı olan kelimeler değildi. Acı olan bu diyaloğun kızın zihninde geçmesiydi. Aynaya baktı kız ve kendini tanıyamadı.
Pazar, Ağustos 22, 2010
Suşi
Suşiyi çok severim ben. Sofradan yeni kalkmış, tıka basa tok olsam yine de yerim. O kadar severim yani. Ama çok yersem karnım ağrır mı diye korkarım hep yerken. Yine de yemeye devam ederim; ama burnumdan getiririm yediğimi de. Hep endişe içinde. Sonra bir ara 'Aman boşver!' derim. Gideceksem suşiden gideyim. Kızarım bu düşünceme de, bir yemeğe bu kadar kaptırılır mı diye. Suşiyi çok severim ben; ama yerken korkarım. İnsan ilişkilerinde de aynı böyleyim işte.
Değil
Düşündüm de ben böyle oturup hıçkıra hıçkıra ağlamayalı bayağı zaman geçmiş. Ondan böyle kalbimin üstüne bir taş oturmuş gibi. Ben ona bağlamak istiyorum en azından. Başka bir şeye değil. Uyuyamıyorum ya. O yüzdendir bir de. Başka bir şeyden değil yoksa. Kesinlikle başka bir şeyden değil!
Cumartesi, Ağustos 21, 2010
Tehlike
Az önce duşa girdiğimde su ısınsın diye sıcağı sonuna kadar açtım. Sonra unutup ayağımı altına soktum. Panik içinde duşu avuçladım bir de. Hem elimi hem ayağımı yaktım. Üstüne gözüme de şampuan sürdüm. Yaralanmadan duş alabilecek kadar aklımın yerinde olduğu günleri özledim. Geri gelecekler mi?
Kayalıklar
Bizim yazlığın olduğu taraflarda bir yer var. Böyle hani filmlerde dizilerde olur ya. Esas çocuğun şarapçı bir Bilmemne Abi'si, Dayı'sı falan vardır. Kayalık gibi denize bakan bir yerde otururlar. Çocuk anlatır falan. İşte öyle bir yer buradaki de. Kuzenlerim küçükken oraya götürürlerdi beni. -Aslında geçen sene de gittik; ama tadı aynı olmadı.- Onlar bira içerdi, ben de meyve suyu falan. Şarkılar söylerdik. Efkarlanırdı onlar. Eski aşklarını konuşurlardı. İşte şimdi benim buna ihtiyacım var. Kayalıklara gidip içmeye. Dalgalar vuracak kayalara. Tam olarak buna ihtiyacım var. Bir de yanımda durup sarhoş olduğumda beni eve getirecek birine. Bir de annemin çok kızmamasına ihtiyacım var. Şu son ikisi yok diye gidemiyorum. Öyle evde oturuyorum. Yine de efkarlanıyorum.
Başkası
Kendimde değilim ben bu aralar hiç. Alaçatı pazarına gitmek bile istemiyorum. O kadar berbat haldeyim yani. İştahım da yok. Hamburgerciye gidip hamburger bile yemedim dün. Sonra bir de her gece iki üç defa uyanıp yatağıma oturuyor sonra geri yatıyorum. Canımı en çok sıkan o işte. Kendimde değilim ben bu aralar hiç. Kimdeyim o zaman?
Hayal
Ayrılsalar da birbirlerini gözeten aşıklar hayal ederim ben hep. Hani kız oğlanın tatlısına fıstık konulmasını engeller alerjisi var diye, oğlan kız seviyor diye mariachi alır gelir partiye kimse içmediği halde. Bu yaptıklarını diğerinin fark etmesini de istemezler ama. Var mı böyleleri gerçekten?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)