Cumartesi, Ağustos 21, 2010
Tehlike
Az önce duşa girdiğimde su ısınsın diye sıcağı sonuna kadar açtım. Sonra unutup ayağımı altına soktum. Panik içinde duşu avuçladım bir de. Hem elimi hem ayağımı yaktım. Üstüne gözüme de şampuan sürdüm. Yaralanmadan duş alabilecek kadar aklımın yerinde olduğu günleri özledim. Geri gelecekler mi?
Kayalıklar
Bizim yazlığın olduğu taraflarda bir yer var. Böyle hani filmlerde dizilerde olur ya. Esas çocuğun şarapçı bir Bilmemne Abi'si, Dayı'sı falan vardır. Kayalık gibi denize bakan bir yerde otururlar. Çocuk anlatır falan. İşte öyle bir yer buradaki de. Kuzenlerim küçükken oraya götürürlerdi beni. -Aslında geçen sene de gittik; ama tadı aynı olmadı.- Onlar bira içerdi, ben de meyve suyu falan. Şarkılar söylerdik. Efkarlanırdı onlar. Eski aşklarını konuşurlardı. İşte şimdi benim buna ihtiyacım var. Kayalıklara gidip içmeye. Dalgalar vuracak kayalara. Tam olarak buna ihtiyacım var. Bir de yanımda durup sarhoş olduğumda beni eve getirecek birine. Bir de annemin çok kızmamasına ihtiyacım var. Şu son ikisi yok diye gidemiyorum. Öyle evde oturuyorum. Yine de efkarlanıyorum.
Başkası
Kendimde değilim ben bu aralar hiç. Alaçatı pazarına gitmek bile istemiyorum. O kadar berbat haldeyim yani. İştahım da yok. Hamburgerciye gidip hamburger bile yemedim dün. Sonra bir de her gece iki üç defa uyanıp yatağıma oturuyor sonra geri yatıyorum. Canımı en çok sıkan o işte. Kendimde değilim ben bu aralar hiç. Kimdeyim o zaman?
Hayal
Ayrılsalar da birbirlerini gözeten aşıklar hayal ederim ben hep. Hani kız oğlanın tatlısına fıstık konulmasını engeller alerjisi var diye, oğlan kız seviyor diye mariachi alır gelir partiye kimse içmediği halde. Bu yaptıklarını diğerinin fark etmesini de istemezler ama. Var mı böyleleri gerçekten?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)