Pazartesi, Kasım 29, 2010
Neden
O gece yıldızları izlerken neden yürümeyeceğine dair binlerce neden saydı kız kendi kendine; ama gecenin sonunda onu yürüyebileceğine inandıran o tek nedene tutundu. Tek bir neden onu ayakta tuttu. Oğlana aşıktı.
Cuma, Kasım 26, 2010
Kadın- erkek ilişkilerini gözlemlemekte tecrübeli olabilirim; ama yaşamakta değilim, hayır. Bu yüzden genel anlamda 'ilişkiler' konusunda çok şey bildiğimi söyleyemem; ama neden uzun zamandır böyle ilişkiler içinde olmadığımı rahatlıkla söyleyebilirim. Hayır, bunun 'son ilişkimde çok yara aldım', 'artık kimseye güvenemiyorum'larla ilgisi yok. Yani kolay güvenen biri olduğum da söylenemez; ama asıl olay bu değil. Asıl olay en son bir erkekle duygusal anlamda yakınlaşmamdan bu yana geçen zamanda gözlemlediğim ilişkilerin dehşet vericiliği. O günden bugüne kadar gerçekten iletişim kuran bir çift görmedim. Sohbet eden ya da ilişkileriyle ilgili sorunlarını birbirleriyle paylaşan. Aksine bir sorunu, bir sıkıntısı olduğunda sevgilisi dışında herkesle bu sorunu tartışan birçok insan gördüm. Belki böyle olmasaydı gözlemlediğim ilişkiler, kendimi bu kadar çekmezdim diyorum; ama değil. Çünkü beni asıl uzaklaştıran bu en temel şeyler değil. Detaylar, ayrıntılar. Hoş vakit geçirmek için birbirlerine aşık olduklarını söyleyen insanlar hepsi en başta. Hoş bulduğu her erkekle çıkmak isteyen kızlar ve arkadaşlarının ayarladığı her kıza çıkma teklif eden erkekler. En başta çıkmak ne bir kere? Biriyle vakit geçirmek için ona illa da aşık olman çok derin bir sevgi beslemen gerekmez elbet, savunduğum ya da söylemeye çalıştığım bu değil; ama benim tanıdığım insanlar hoşlandıkları herkese zorla aşık ediyorlar kendilerini. "Seni seviyorum."lar uçuşuyor havada. Hiçbiri söylediğine inanmıyor halbuki. Aslında sevdikleri şey, birini gözüne kestirme, onu elde etme, Facebook'ta ilişki durumunu değiştirme, bir problem uydurma ve sonra dramatik bir şekilde ayrılma süreci ve bu süreç gitgide kısalıyor. İşte bu durum uzaklaştırdı beni her şeyden. Derin duygular beslemediğim biriyle öylesine vakit geçirmeye ihtiyacım yok. Çünkü bay ve bayan, birçok arkadaşım var. Bu yüzden bir 'ilişki'den bu anlattığım şeyi anlayan biriyle 'çıkmaya' da ihtiyacım yok. Çünkü ben birine erkek arkadaşım dediğimde önünde küçük duruma düşeceğimden endişelenmem, kendimi daha farklı göstermek için uğraşmam ve sorunlarımı onunla konuşurum bir başkasıyla değil. Gerçek bile denemeyecek ilişkilere harcayacak zamanım da enerjim de yok benim. Bu yüzden hiç yaşamamayı tercih ederim. Benimle aynı şekilde düşünecek birini bulmanın zorluğu ve kaybettireceği zaman yüzünden.
Pazartesi, Kasım 22, 2010
Basit
Dolapta bir şey bulamadıkça bir yudum aldığım likörün bir baktım gibine gelmişim. Her ne kadar günde 20 saat uyuyan bir canlı olsa da annem bunu fark edecekti tabii ki. Bir saat oturdum döktüm mü desem acaba diye düşündüm. Sonra az önce yanına gittim. Uyukluyordu hafif. Beni fark edince açtı gözlerini. "Ben gide gele dolaptaki likörü bitirmişim." dedim. "Nasıl yani?" dedi. "Bir şey bulamayınca bir yudum alıyordum azıcık kalmış dibinde." dedim. Güldü. Yoğunluğundan dolayı dolabın o köşesine attığımızı hatırlayarak "O likör de anca bir yudum bir yudum biterdi zaten." dedim. "Yani." dedi yine gülerek. Bazen her şey düşündüğümüzden daha basit sanırım.
Salı, Kasım 16, 2010
Sabotaj
Oturup ne kadar kalabalık bir yalnızlık içinde olduğumdan bahsedebilirdim, sabote ettiğim tüm o ilişkiler gelmeseydi aklıma. Hem köprüden atlayıp, hem de öldüğüne üzülemezsin.
Cumartesi, Kasım 13, 2010
Yorgun
İnsanlar nasıl olduğumu sorduğunda hep yorgun diyorum. Ama kimse neden yorgun olduğumu anlayamıyor. Yakın bir zamana kadar ben de anlayamıyordum. Yorgunum çünkü evi paylaştığım yegane insan söylediğin şeyi duymayan, duysa anlamayan, anlasa unutan ve günde 20 saat uyuyan biri. 45 yaşında bir bebek-bunakla yaşıyorum kısacası ve bu tek yaşamanın yalnızlığının üstüne kendini çekip çevirmeye çalışmanın yorgunluğunu ekliyor. Birlikte yaşadığım halde annemi özlememi saymıyorum bile.
Ağrı
Bugün de o günlerden biri. Oturup hıçkıra hıçkıra ağlamak istediklerinden. Her şeyin üst üste geldiği ve seni rahatlatacak hiçbir şeyin olmadığı günlerden. Göğsümde bir ağrıyla oturmuş bilgisayar ekranına bakıyorum. Yalnızca bakıyorum. Yarına yapmam gereken İspanyolca ödevi, bugünkü saçma sapan sınavım ya da tatil umurumda bile değil. Yani bana stres, endişe ya da mutluluk hissettirebilecek hiçbir şey yok şu anda. Yalnızca bir ağrı var göğsümde ve ben oturup ağlamak istiyorum. Ağlamanın işe yarayacağını bilsem ağlardım; ama öyle olmayacak biliyorum. Bu yüzden ben de işe yarama ihtimali olan şeyleri deniyorum. Sonuç alamıyorum. Bu ağrının geçmesini umut etmekten başka bir şey kalmıyor elimde. Umut ediyorum.
Çarşamba, Kasım 10, 2010
Çözüm
"Ben hayatta istediğim hiçbir şeyi elde edemeyeceğim sanırım." dedi kız buruk bir sesle. "Belki de yanlış şeyleri istiyorsundur." diye cevap verdi oğlan kendi yarattığı soruna çözüm getirdiğini fark etmeden.
Pazar, Kasım 07, 2010
İçim
İçinde bir şeyler haykırılırken sessiz kalmak diye bir şey var hani. Ben onu ilk defa yaşadım dün. Hep zannederdim ki bir mecaz bu ya da bir abartı. Halbuki gerçekten haykırıyormuş için. Böyle bir basınç hissediyormuşsun hatta karnında; ama hiçbir şey demeden, haykırmak istediğinle zerre alakası olmayan bir konuda konuşmaya devam ediyormuşsun. İçimi ağlarken görmem de yakındır.
Cumartesi, Kasım 06, 2010
Nereye
"İnsanlar buraya 'Benim sorunum ne?' sorusuyla gelir. Sen 'Benim sorunum bu, bunu nasıl çözebiliriz?' diyorsun."
demişti bir psikolog bir keresinde bana. Sorunumun ne olduğunu bilmediğim bir noktaya geldiğime göre şimdi nereye gitmeliyim?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)